Çocuk ve Gençlerde Yeme Bozuklukları

Ailelerin çocuklarındaki yeme bozukluğundan şüphelenmeleri ve uzmana başvuruları zaman alabilir. Örneğin; 157 cm boyunda ve 36 kg ağırlığındaki 15 yaşındaki kızları halen diyete devam edip sağlıklı görünümü belirgin bozulduğunda veya bazı ailede ise bu kadar beklenmeden kilo aldırma tutumu ile sarmalanmış gerilimli kavgalar içinde başvurduklarını görebiliriz.

Çocuk ve ergenlerde görülen psikiyatrik hastalıklar arasında tedaviye dirençli olması, vücut üzerinde oluşturduğu harabiyet ve hatta ölüme sebebiyet vermesi nedeniyle anoreksiya nervoza farkedilmesi ve tedavi edilmesi gereken önemli bir psikiyatrik rahatsızlıktır. Genellikle ergenler durumun ciddiliğini redederek, ailesinin durumu abarttığını ve arkadaşlarının çoğunun bu kiloda olduğunu öne sürer. Bu sorgulamalar içinde ebeveynlerini bir süre oyalayabilirler.

Ergenlerdeki yeme bozukluğunun 7, 9, 12 yaşlarda ön belirtileri neler olabilir diye araştırıldığında; 3 faktörün öne çıktığı gözlenmiş. Bunlar; diyetin kısıtlanması, bedeninden memnuniyetsizlik ve depresif belirtiler olarak saptanmış. Bedenini beğenmeme hem kız hem erkekte, depresif belirtiler kızlarda ve diyet kısıtlılığının erkek çocuklarda; sonradan yeme bozukluğunun öncülü olabileceğine dikkat çekilmiş.

Okul bazlı araştırmalar, lise öğrencilerinin ortalama % 80’inin kilo vermek istediğine işaret eder. Kızların yarısından çoğu diyet yapmakta ve yaklaşık %20’si tehlikeli kilo verme yöntemlerini izlemektedir. Daha kilolu kızların ise tıkınırcasına yeme ve ardından kusma eğilimi fazla olabilir.

Maalesef günümüzde kendini dünyanın merkezinde gören insan türü nesnelerin arasına sıkışmış; kendi bedeninden memnuniyetsizlik, mükemmele ulaşamama ile kendinden yabancılaşmakla beraber doğanın birçok unsuruna da yabancılaşmıştır. Modern insan kolektif bir bilincin parçası olarak, arzularını doğa ve doğaldan uzaklaşarak nesneler ile doyurmaya başladığından bu yana aslında doyumsuzluk kısır döngüsü içine çekilmiştir.

Geçen yüzyıldan beri süregelen bir değer yargısı olan “ince vücut idealinin”; kişilik ve kabul edilme mücadelesi içindeki ergenler için daha önemli olduğunu bilmekteyiz.

Anoreksiya Nervoza Tanısını Koyarken

1) Yaş ve boy uzunluğuna göre olması gereken kilonun en düşük sınırında olma veya bunun çok az üzerinde olmayı bile kabul etmeme,

2) Düşük kiloda iken bile şişmanlık veya vücudunun bir bölgesindeki kalınlaşmadan korkma ve buna yönelik iştah ile baş etme stratejileri geliştirmeye çalışma (düşük kalorili beslenme, öğünü çok uzun sürede yeme, kendisine acıkmadığını telkin etme, “aç hissetmek için aptal olmalısın” vb söylemleri zihninde dolandırma),

3) Eğer fazla yediğini düşünmüşse aşırı kalori harcamaya çalışma veya ishal yapıcı ilaçlar kullanma,

4) Kızlarda üç ardışık aylık kanamanın olmaması belirtileri taranır.

Genel olarak Anoreksiya Nervoza kızlarda erkeklere oranla 10 kat daha fazla görünür düzeyde olmakla birlikte; erkeklerin toplumda “kız” hastalığı olarak yorumlanması nedeniyle gizlenme oranları yüksektir.

Bu ergenlerin kilo kaybı ile değerini özdeşleştirmesi ve beğenilme beklentileri yakın arkadaş ilişkilerini bozmakta ve bazı ergenler yediklerinin gözlenmesini istemediklerinden arkadaş buluşmalarından uzaklaşmaya meyilli olmaktadır.

Yeme bozukluğu olan çocuk ve ergenlerin aile etkileşimlerine bakıldığında; aile üyelerinin ayrılma ve bireyselleşmede zorluklar yaşadığı veya ebeveynin çocuğu ile beslenme üzerine iletişimi ön planda tuttuğu ve duygu ifadesi açılımını sağlayamadığı gözlenebilir .

Disfonksiyonel aile etkileşimlerinin, hastalığın başlamasından önce mi yoksa tedaviyle ilişkili stres yapıcılara bir tepki olarak mı geliştiği bazen anlaşılmayabilir. Tedavi süreci genellikle yavaş adımlarla derinlemesine çalışmayı gerektirdiğinden aileye psikoeğitimin kazandırılması büyük önem taşır.

Dr. Nuşin BİLGİN
Çocuk ve Ergen Psikiyatristi
Aile ve Çift Terapisti

Paylaş